14.01.2015

3. Kuğu

 Sokağın başına çökmüş, eğreti, zarif. Utanıyor mu, yerini mi sevmemiş, ... Bulutlu ve düzenli caddelere döneceğiz.
     Az arabalı sokak bizimki; tertemiz yamyassı caddeye dikilir... De kendisi kara kuru mu sanki, eğri büğrü mü.
     Başlıkları en üst satırının da üstüne yazıyorlar, görgüsüzce sanki.
     Başını kısıtlamak için eğmiş mi, kavisli uzun boynu beni yanıltıyor mu, kavisli uzun mevzun boynu beni zaten hep yanılttı da ben onu başı öne eğik mi sandım? Onu da kısalmak kısıtlanmak için eğdi sandım? Yani aslında başı her zamanki gibiymiş eğik gibiymiş mi demem lazım?
     Hardenberglinin, madenci mühendisin bakımıyla yükümlüsü gibi sanki. Saf som lekeli.
     Hardenbergli beni andı,
     Bu onu.. Hardenberglinin evindeki cevvalimsi safdil kadın onu kendi memleketine götürmüş ya, açılsın diye... Terli terli... ? İşte onu çağırdı bu, sokağın başındaki.
     Somurtuyormuş oğlan, varsın somurt.. Yok, götürmüş. Delikanlıları kapalı bırakmıyorlar; mütecaviz gibi.   Kabuklarını hiç soymamak mı lazım, kendileri çıkartır sakallarını.
     Baba evinden kalkan kara kompartmandaki yanlarına efendiden tacirler düşmüş.
     Demişler ki "annen güzel sen şair", "baban da mı şairdi?", sonra, "hürmetler han'fendi?"
     Delikanlı da bir sakal atmak istemiş ortaya, belagati kendinden menkul hocasını açmış ortaya, yersiz yurtsuz.
     Adam demişmiş ki, tecrübeyi hesaba dökenler vardır, hesap yapmaya yüksünmeyen, sezmekle kalmakla yetinemeyen, veya sayamazsa eksiklenen, sayamadı sanırlar sanıp, veya sezemediğinden saymaya başlayan, bir de seziverenler bir çırpıda, mırıldanmaksızın dökenler sözü, bazen dökmeden hemen önce sonunu mırıldanarak gerçi, içinden düşünmeyi bitiremeyip, sonunu saçarak mırıldanarak, sözün sonunu yayılarak sıçratarak, ki nereye sıçrayacağı belli olmaz onun nereye leke yapacağı.
Sen bakmadan yaz, konuş, evladım, sen mırıldanasın inşallah.
     Spekülasyon bunlar; ne yalanlanır ne onaylanır; kuğu konuşmaz mühendis öldü.
     Kafa yazısına karşı gelinmez; bir de şu var ki, biz onu kendi yazımız sanıyoruz hep.
     Okumayı öğren, elin başlar, hışır hışır. Daha başlığın yerini öğrenmeden, ana başlığın dahi.
     Nedir ki gerçi, çalışıp işleyip de ne.. Altı üstü, kazılı yazılı mânâya hikâye uydur dur.
     Hep işlemek, döküp saçarak; ninemin dekorundaki televizyonun dekorasyonu zahmetli sakaleti. Yazı, zekâ. Ninemin tığı var ya, o amansız dekoratör gelsin, kessin kağıdımızı,     apansız acıdır. Hem sizin hem benim, biz işlek birer yazıyla okurken.
     Kafa yazımız bizim değil; kafa sesimiz ses değil. Bir kulağımızdan girip öteki kafamızdan çıkar, çıkmaz. Hardal nasıl, burun yoluyla seyahat ediyor ya, işte öyle.
     Ne var ki, hayvan kaldı mı sokağın başında sana, kuş hayvanı, gagası bölük pörçük ... ? Kaldı mı acaba, ben konmuşken konuşmaya? ...
    

Sokağın başına çökmüş, eğreti, zarif. Utanıyor mu, yerini mi sevmemiş, ... Bulutlu ve düzenli caddelere döneceğiz. Evet.
     Hayvan kaldı evet biz daldık hayvanlarımızı hep ihmal ettik. Bugün artık hayvan kaldı mı? Kalmadı; bakmadık da kalmadı yoksa neden.. Bizim birazımızın kendisi hep hayvan kaldı. İçli, yavru, vahşi hayvan.
     Ahh! Tamamen yanılmışım ben, tamamen: Boynu da kavisli, başı da eğik. Evet. Yumurtadan çıkmış, gagası küçük ve bütünken ve pembeyken, şimdi de, al! yumurtlamış. Silelim.
     Gagasını ben kırdım ben taraf gözünü arıyorum, seçemiyorum, çünkü başını  öne doğru eğmiş gibi, yapıştırmam lazım. Çok acıyormuşum, acımaktan onaramıyormuşum, ağlamaktan kuğunun gagasını.
     İkinci sokağın tam başına yumurtlamış. Eğreti oturuyor, zarif, sıcakça, inanmazsak inanmaya..
     Alt başlık uydurmuş, tek konuya değinen. Satır başı olmaz; biraz da gösterişçi gibi.Benden yana olan bakışı hep aynı; sola bakışı. Niyetini anlamak için yeltenmesini beklemek lazım.
     Yelten bakalım deli elmas!
     Kafasını kaldırıp baktı, irkildim. Bana bakıyorsa, hiç güzel değil o bakış: Yeltenenin, siftinenin geniş kalkışı kalkınışı, kalkışışı, bakışı. Kanadın sesi teğet geçer, gagasından bal damlayayazar kafana.
     Ama o kadar çok acıyoruz ki. Karşı karşıya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder