14.08.2014

The Earthian Brain (VII)

İnişe nereden başlayacağıma karar vermek için etraflı bir lav çalışması yapmam gerekiyordu. Volkanik toprak işaret doludur, iyi okunursa.
     Biradere ağız eğdim, mecburen. İki dişi iki erkek üretgeç bir kardeşim; hiç hazzetmem. "Çok çirkin oldu," dedi, hiç sormadım, ne bakımdan diye, "sol ağzını kaydır bakıyim," dedim, potik, hemen kaydırdı, o da çirkin bak!
     Tabii hakkını yemeyeyim, kendi aklı çok hızlıdır; kendi kendine ağaç kömür ve e işaretlerini okumayı öğrendi. Sahtelerini bile yapıp zengin oldu ince bir ara, çok eza gördü ama değmiş, zenginliğe dokunmak lazımmış. Zaten yoksulluk çekmedi pek; nemli katmanlara onun kadar sık denk gelen azdır. Zaten bazı asal üretgeçleri var; nem can bulamasa onlara başvuracak.
Pekin kurulukta, kayalıkta nemli canlı alanlara işaret satar. Karbon ve hidrojen karşılığında. Azotunu helyumunu yapıyor.
     Spektrosu çok alanda ışıldadı, dedi ki "biri hariç hepsi bir, nereye ığılıyorsan oradan dal, yalnız Yeniküçük'te bağsız bir parça var, ucadoğru, hem de Eskisu'yun çok uzağında. İşte o parça, hazine: Dakikalarca lav. Yıldız marifetiyle takındığı bir güzelliği var. Asıl büyük yarıklardan birine oturmuş. Eğer aşağıda korkup da Eskisu'ya meyledecek olursan, o fay hattı seniii...", "ağızların kaydı," dedim, "o fay hattı var ya, seni ta!" dedi, "nereye götürsüüün? Hah, tek-bağlı bir Eskisu parçasının 2000'lerine. Parça fena değil, lav falan çok... da, işte 2.JM ne de olsa."

"Burcu neymiş?" dedim, spektro sapını burunlarıma doğru salladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder