19.08.2014

The Earthian Brain--A History (VIII)

Mintiks ile Berkecan karşılıklı söylüyorlardı. Eforlu anlaşma mümkün olmuş, hatta savrulan işaretlerin de   yardımıyla nerdeyse ısınmıştı. Daha çok söyleyen, Mintiks'ti; Berkecan dönüşümü geniş söylemesini rica etmişti.
     Konunun Mektuba geleceği belliydi; Mintiks sözünü işaretini azaltıp seyreltip, süzülmeliydi. Ne var ki bizimki hem geveze hem boşboğazdır.
     - Mektup'tan sonra dönüşüm hızlandı; bakma sen İman Milenyası'nın birden çok olduğuna, onlar aslında çok incedir.
     Berkecan'ın gözleri daldı, Mintiks' i delip geçti; bir de boynunu oynatarak  kafasını kendi düzleminde yana eğdi. Bu stratejisiz-ama-istemsiz-olmayan hareketin söyleme verimi o kadar yüksekti ki, bazı numunelerin bünyesinde davranış yerine geçtiği dahi oluyordu.
     Dikkatinizi çekerim, sıfatı dört öbek olan bir hareketin davranış adayı olduğu bir katmanı anlatıyorum size.
     Stratejisiz-ama-istemsiz-olmayan hareketlerin dezavantajı, tekrar ile denetim zorundalığı üretmeleridir.Berkecan da işte, yeni kafa konumunun düzleminin açı farkı olup olmadığını kontrol ederken sallayarak, Mintiks' le aralarındaki söyleme karşılıklılığı düştü.
     Mintiks eforlu anlaşmayı korumak için virgülüne bir virgül daha ekledi, bir de soru işareti çıkardı. Berkecan ise, kendini zorlayarak alçak gönüllü bir mektup sesi, bir de eşdeğer soru işareti sundu muhatabına.
     Mintiks ne kadar inmiş olmuş olduğunu fark etmemiş olduğunu fark edince kanı dondu! Mektup kelamı Mektubun derininde yasak mıydı, kaçınılası mıydı, yüksüz müydü, yoksa hatta belki de ödül-vaatli miydi, bilmiyordu çünkü. Çoğu gamsız üretgeç topluluğunda bunun doğru dürüst terbiyesi verilmez.
     Mintiks gönülsüzce dedi ki,
     - Yukarda Mektup olacak. Mektup, kayma noktasıdır.
     - Ulak?
     - Yok.
     - Nasıl yani?  
     Berkecan 47 numara naykını 48 numaraya vurdu. Bile isteye. Şaşkınlıktan, tekinsiz beklenti hissinden, tecessüsten. Mintiks kendini tutamadı, Berkecan'ın hareketinin aynısını yaptı. e ile ilgili hiçbir konu hafif değil. Berkecan'ın yüzüne tükürdü, hemen özür bildirdi.
     - Beni zorda bıraktın da ondan.
     - Tamam boşver, gülümsedim. Zaten işlenmiş doku çok bizde; sileriz... Hasta fikrin yok ya?
     - Tövbe ! Sapasağlamım. Zaten salyadan bulaşmaz.
     - Ee?
     - Eksi e.  
     - Amanın! Kalıcı mı?
     - Üstündeki bütün numunelerde kazılı. İşleme giriyor.
     - "-e yukarıyı hekliyor" mu diyorsun şimdi?
     - Bir bakıma. Simgesaklayan kullandırtmadı çünkü. Ama derinin heklenmesiyle bir sanma bunu; o, tezahürünüzün kuşatılıp oynanmasından ibaret.
     - Amanın!
     - Evet, söylemiştin.
     - Ama... Hass... Abou!
     - Evet.
     - Ee? Eksi e'ninki?
       Eh, bu kadarına zulüm denir, dedi Mintiks, kendine. Geri zekâlı dedi. Kendine.
     - Eksi e'nin Mektubu?
     - Eksi e'nin Mektubu, tecelli etti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder