12.08.2014

The Earthian Brain--A History (V)

"Eh, buna zulüm denir," dedi Mintiks, epeyce nem kat ettikten sonra.
     Cerensu Mintiks'e tecavüz ederken bir yandan da laflıyorlardı. Zulmün tanımını tartışmaya nasıl başladıklarını unutmuştu Mintiks. Tecavüze engel olmak için aklınca kızı, yok, kadın demişti Cerensu, kız başka kadın başka, kadını oyalamak istemişti, "tecavüz zulme içkin midir?", sonra söz harlanmıştı.
    Daha soruyu sorarken kendisine geri zekâlı demişti gerçi. Bu zeki ve gamsız kadının dikkatini dağıtmaya bilgelik çalışmalarının en temel sorunsallarından birinin salındığı bir soru dahi yetmeyebilirdi; böyle yalandan bir bahisle mi kurtulacaktı tecavüzden? Fidan kandırır gibi, "aa bak kuş batıyor!": "Her tecavüz zulüm sayılır mı?" Geri zekâlı. Bağlamı tasnife gelmez bile, temel Sapiensçe mi uygulamalı mantığa giriş mi?
     Cerensu "zalim ile mütecavizin ayrımı daha önce gelir," demiş, sonra "başlarım ben eden ile edimi ayırmayan etiğe!" diye coşmuş, "siz yukarda bağlamsız mı çalışıyorsunuz?" diye bağırırken Mintiks'in çükünü kapıvermişti içine.
     Bang A Boomerang'i de kökleyince pikapta, Mintiks tahrik oldu. Derin popun ucuzluğu onda tarifi güç bir heyecan uyandıragelmiş, yol gittikçe, bu külliyatı hobi malzemesi yapmıştı. Kazılarda işine yaradığı da oluyordu üstelik. İşte böyle, Mintiks işareti anladı, derin bir sapkınlık hissiyle kabardı, verdi coşkuya kendini. Boomer-boomer-ang.
   


Kazının tehlikeli olacağını söylemişlerdi ama bizim Mintiks, ismiyle müsemma, horibintliğini göstermişti gene.
     Çok derinde kalmış bir lisanda som horibint demekmiş. Mintiks.


Üretgeçleri arasında som horibint yoktu. Gamsızlıklarıyla övünürlerdi yalnız. Özgamsızlıklarını, kafaları güzelken bulundukları üretim başvurusunda ölçtürmüşler. O katmandaki Kurum toplu üretgeçlik başvurularında sadece ortak rızaya bakıyormuş da, bunlar meraktan ölçtürmüş. Ölçüm kaba olsa da, ölçülen çok az ya da çok çoksa fark etmez. Bunlarınki ilk permile düşüyormuş. Dokuz yüz doksan dokuzuncu permil için katman boyu çeviriye gerek yoktur. Her düzeyden  âşık böyle düşünmüş, kimileri deneyip görmüştür. Eh, kronos bilgisi aşkının saygınlığı da katman ötesidir.


Merakı metreler boyu mahcubiyet tutulmasına uğrayıp kaldığından, tuhaf adının anlamını daha yeni öğrenmişti. Kendini tanıtırken ağzında geveleyince tekrarlamak zorunda kalıyor, böylece kelimeyi en çok zikreden topraklı da kendisi oluyordu. Mintiks mintiksi     çiğnemiş, yutmuş, kusmuştu. Kekelemiş, tükürmüş, ünlemişti. Fırlatmış, fışkırtmıştı. Duvara çarparak olsun serbest akışa bırakarak olsun, kırmışlığı da vardı.
     Sohbetin en harlı noktasında Cerensu kimliğini merak edince, kendisini gürleyiverdi gevelemeden. Abov, içinde bir sevinç baş verdi.
     Ne var ki,  Cerensu sorunca "kısmi doğruluk tahayyülünden ne fayda gördük ki?" diye, sevinci burnunda kaldı, genzine kaçtı. Gürlediğinin anlamını sormayan bir kadın, sonra kendi tereddütsüz gürleyişi falan, bunlar hep bir sevinç açtırır kişinin içinde. Ama işte kadın karmaşık mantıktan söz eder etmez aydı: Gürültüsünün anlamı burada elbet belli olacaktı; "mintiks" bu katmanın gündelik eforlu anlaşmasında şakır şakır kullanımdaydı. Üstelik, mahcubiyete neden olacak bir iddia taşıdığı yoktu; üretgeçlerinin kof kibrini açık etmiyordu. Hapşırdı. Eh, o da bir şey.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder