8.02.2013

DSM-5'in gerektirdiği önlemler

 
The DUCK-RABBIT by Amy Krouse Rosenthal and Tom Lichtenheld
 
 
DSM-III’ten itibaren benimsenen, DSM-5’te aynen devam eden psikiyatri anlayışı bir paradigma değişimini değil, daha çok politik ve ekonomik belirleyicileri olan ve değer seçimlerinin de etkili olduğu bir tercihi yansıtmaktadır. Bu tercihin bütün dünyada araştırmayı ve hekimlik uygulamasını etkilediği, 30 yıldan uzun süreli bir gözlemle görülmüştür: DSM-5’ten sonraki psikiyatri, şimdikinin klinik uygulamadaki kısıtlılıklarının ve bilimsel araştırmadaki yöntem sorunlarının aynılarıyla var olacak gibi görünmektedir. O zaman?
(1) Psikiyatride alt konularda özelleşmenin akademide sınırlı bir yeri olsa da, hekimlikte vazgeçilmez bir bilgi ve beceri donanımına karşılık geldiği seyrektir. Sözgelişi, şizofreninin psikofarmakolojisi ya da bilişsel terapisi, uygulamada geçerli uzmanlaşmalar değil, bazı uzmanların -bütün uzmanlarda bulunması gereken donanımı şu ya da bu nedenle daha çok kullanıma soktuklarından- sistematik olmayan gözlemlerinin daha çok olmasından ibarettir. Bugünkü yaklaşım, en başta öğrenilmesi gerekenleri (ayırıcı tanı, görüşme becerileri, psikopatoloji tanısı) ihmal etme pahasına, geçerliği şüpheli olduğu halde kabul gören özel alanlardaki ayrıntılara özel önem atfederek, hem vakit kaybettirmekte, hem geçerlik ve uzmanlaşma yanılgısını pekiştirmektedir. Etiyolojisi ve gerektirdiği becerilerin bu kadar çeşitli ve zorluk derecesi bakımından bu kadar farklı olduğu rahatsızlıklarla ilgilenen bir dalda, hekimin her türden hastayla karşılaşma olasılığı dışlanamayacağına göre, bir de geçerlik güvenilirlik hâlâ ciddi sorunlarsa, hekimin uygulamasını -biyolojik psikiyatri, psikodinamik psikoterapi gibi- aslında kısıtlı araştırma alanlarından ibaret olan konuları meslekte uzmanlaşma sayarak sınırlandırması, -etik ya da epistemoloji şöyle dursun- başlı başına klinik (teknik) bir hatadır. 
(2) Psikiyatrinin klinik eğitimdeki zorlamalı geçerlik iddiasından vazgeçip dahiliyenin bir alt dalı olarak, nöropsikiyatri odaklı olmasıyla hata olasılığı azalabilir. 
(3) Bilimsel indirgeme için gereken, akademik uzmanlaşmaların ve bilimsel araştırmaların DSM tanılarını değil belirti boyutlarını temel almalarıdır. 
(4) Veriyi sayıya dökmeden önce hep nitel çalışmaya ihtiyaç vardır. 
(5) Tanımı yalın olan belirti boyutlarını tanımada dahi güvenilirlik sabit değil eğitime bağlıdır.
(6) Psikiyatrik tanıda genel tıbbi değerlendirme ön koşuldur.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder