2.11.2012

İndirgeme, pozitivizmin temel bir ilkesidir.

İndirgeme, pozitivizmin temel bir ilkesidir: Hakikat, fenomenlerin fiziksel niteliklerinden ve aralarındaki nedensellik ilişkilerinden ibarettir; hakikate ulaşabilmek için en yeni geçerli kuramın varsayımlarını sınamak, yanlış olanları ayıklamak, yanlışlanmayıp kalan varsayımların en yalın açıklaması aramak gerekir -ki bu da gene gözlem, deney ve varsayım sınamayla mümkündür.  Kuhn, 1962 tarihli ünlü monografında, bilimdeki dönüşümlerin aslında kuramların birbirlerini indirgemeyle izlemesi, her bir kuramın bir öncekindeki hataları daha yalın açıklamalar bularak düzeltmesiyle değil, önceki kuramın tanım sistematiği (“paradigma”sı) ile cevap bulunamayacak sorular (“bulmacalar”) birikip geriye sadece indirgenmesi olanaksız sorular kaldığında (“olağan bilim”de “bunalım” baş gösterdiğinde) yeni bir tanım sistematiğinin (paradigmanın) oluştuğunu, bunları ilerleme değil “kopuş”, “sıçrama” olarak nitelemek gerektiğini söylüyordu. İlerleme, yani başarılan indirgemeler (daha yalın, kapsayıcı yasalarla yapılabilen açıklamalar) olağan bilim dönemlerinin süreçleriydi. Paradigmalar, sorular / tanımlar bütününün indirgenmesinin başarılmasıyla değil, başarılamaz olduğunda yeni olanın eskinin yerine geçmesiyle değiştiğinden, birbirleriyle gelişkinlik bakımından karşılaştırılmaları olanaksızdı.
Kuhn bu karşılaştırmanın uygun olmadığını ifade etmede kullandığı “oranlanamazlık (incommensurability)” sözcüğünü matematikten, rasyonel sayılarla ifade edilemeyen, dolayısıyla ölçümü irrasyonel olan çokluklardan esinlenerek kullanmıştı: Dik kenarlarının her biri 1 birim olan bir Pisagor üçgeninin hipotenüsünün uzunluğunun (√2’nin) kenarların uzunluğuyla karşılaştırılmasındaki gibi, ortak bir rasyonel faktörle (rasyonel bir sayıyla) ifade edilemeyen çokluklar (√2/1= √2), ya da rasyonel bir sayının irrasyonel bir sayıyla karşılaştırılmasındaki gibi, ifadenin (oranın) zorunlu olarak irrasyonel olacağı çokluklar: 7 ile √2 için 7/√2, √2 ile 1 için √2.

İndirgeme: Varsayımlardan tümdengelimlere ulaşma yöntemi

Bir fenomenin varsayım halindeki (hatalı olmadığına ilişkin yeterli delil bulunmayan) açıklamalarını sınamakla işe başlayıp kabul edilebilir olanları (reddedilmesi makul bulunmayanları) birleştirmek, böylece ilerleyerek tümdengelim niteliği taşıyan açıklamalara –yasalara- ulaşma süreci, Varsayımdan Tümdengelime Ulaşma Yöntemidir (hypotheticodeductive method).

İndirgeme, bu yöntemin temel işlemidir: Karmaşık, çok etmenle ilişkili görünen, tek ve mutlak değil birden çok nitelikle tanımlanan olguları, tek ve mutlak bir nitelikle tanımlanan bileşenlerine ulaşarak açıklamaya çalışmak; bu olgulara güvenilir tanımları olan temel bilimsel karşılıklar aramak, yani mümkün olan en temel ve güvenilir karşılığına indirgemek.

İndirgeme, başarılabildiğinde, bir fenomene Tümdengelimsel – Yasaya-dayalı (Tg-Yd) bir açıklama getirir. Nihai hedef, fenomenlerin fiziksel karşılıklarını keşfetmek ve bunları fizik yasalarıyla açıklamaktır. Örnekler: Biyolojik fenomenlere ilişkin varsayımları sınayarak bunların kimyasal karşılıklarına ve kimyasal açıklamalarına ulaşmaya çalışırız; başka bir deyişle, biyolojide Tümevarımsal – İstatistiğe-dayalı (Tv-İ) genellemelerle yaptığımız açıklamaların yerine kimya yasalarına dayalı Tg açıklamalar koymaya, biyolojiyi kimyaya indirgemeye çalışırız. Biyolojinin ilgi alanındaki bir fenomen kimyada mutlak yasaya tabi bir vaka olarak muamele görebiliyorsa, kimyasal açıklaması yapılmış, Tg bir açıklamaya ulaşılmış, yani biyolojik fenomen kimyaya indirgenmiş demektir. Bunun gibi, kimyasal fenomenin de fizikteki bir yasaya tabi olduğu, fizik için vaka niteliğinde olduğu kabul edilir.

Elde geçerliği (gerçekliği) mutlak olan tek bir tanım bile bulunmayan alanlarda fenomenleri fiziğe indirgemeye çalışmak, şuna denktir: Varsayımsal tanımlarla yapılan araştırma sonuçlarına dayanarak yeni varsayımsal tanımlar yapmak, sonra gene varsayım-sınamaya / olasılık-genellemeye dayalı araştırmalarla daha geçerli tanımlara ulaşmak, bu yolu izleyerek fiziktekiler gibi kesin (kapsayan) yasalara ulaşmayı hedeflemek. İşte bu, gerekçelendirilemeyecek bir yöntemdir, çünkü bu fenomenlerin mutlak geçerliğinin gösterilmesi zaten fiziğe indirgenebilmelerine (olabilecek en yalın karşılıklarının tanımlanmasına, açıklamalarının tamamlanmasına) denktir; bilimci bu amaca ulaşabilmek için, ister olasılığa dayalı çıkarsamalara ister mutlak kanıt aramaya yönelmiş olsun, başlarken en az bir mutlak gerçekliğe dayanması (en az bir geçerli tanıma sahip olması) gerekir; böyle bir dayanak yoksa, fenomenlerin geçerliğine kanıt olabilecek gerçek bir fenomen yok demektir, o zaman da ancak benzerlik derecesi araştırılabilir, geçerlik 0 ile 1 arasında değişir, bu doğal değerlerden birini hiçbir zaman alamaz. (Genellemelerin hata olasılığı matematikle hesaplandığına göre, matematik terimleriyle analoji kurarak söyleyelim: Geçerlik rasyonel olabilse de doğal olamaz.) Yok, başlarken mutlak bir gerçeklik dayanak olarak alınabiliyorsa, o zaman da, makul olan, ya (1) bundan yola çıkarak (Tg mutlaklığına bağlı kalarak) araştırma yapmaktır, ya da (2) ancak Tv ile çalışılabilecek olan alanlarda (araştırılan her fenomenin geçerlenmeye muhtaç olduğu alanlarda), mutlak geçerliğin zaten Tg-Yd açıklamaya denk olduğunu, bundan ötürü, açıklama keşfedilinceye kadar varsayımdan öteye geçemeyeceğini, açıklama keşfedilirse bu sefer de tanımsız olacağını, başka bir deyişle, rasyonel olsa bile doğal olmayacağını teslim etmektir.