4.03.2012

Psikiyatriye eleştirel bir bakış

Bilim ve Ütopya Sayı 212'de (Şubat 2012) yayımlanmıştır.

Son yıllarda psikiyatriye yönelik  merak arttı. Yakın zamana kadar hekimler arasında bile az tanınan, yabancı görülen bu tıp dalı, şimdilerde ilgi görüyor, basın yayında sık gündeme geliyor, araştırmalarına daha çok para ayrılıyor. Başka bir deyişle, psikiyatri bugün daha makbul, daha saygın, daha popüler.

Makbul görülme ile kasıt, öncelikle, psikiyatrinin tıbbi modele uygun biçimde işlediği ve işleyebileceği savının, bir tıp dalı olarak meşruiyetinin kabulüdür. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin (APA) resmi sınıflandırma sisteminde kökten değişiklikler yaptığı 1980 yılı, psikiyatrinin tıbba aidiyeti sürecinde önemli bir dönüm noktası sayılır. Diagnostic and Statistical Manual for Mental Disorders (DSM) adlı bu sınıflandırma, psikiyatrik tanı ölçütlerinin yanı sıra klinik tanımları ve belirtilerin tariflerini de içerir; el kitabı değil kitaptır. Üçüncü baskısının öncelikli amacı, ABD’de psikiyatrik tanı kategorilerinin ve tanı koyma sürecinin standardize edilmesi ve tanı güvenilirliğinin yükseltilmesi idi. Yıllar içinde, ABD’nin sınıflandırma sisteminden psikiyatrinin Kitabı’na dönüştü.

Kabul etmek, tanımak, yönteme ve yetkinliğe ilişkin şüpheyi ortadan kaldırmayabilir. Nitekim, psikiyatrinin, saygınlık kazanma, saygınlığını koruma, zaman zaman güvenilirliğini tazeleme çabasını, tıbbın içinde kabul gördükten sonra dahi sürdürmesi gerekmiştir. Bunun başlıca nedeni, psikiyatrik tanıların özgül somut göstergelerinin bulunmaması ve bütün tanıların belirti ve bulgulara dayalı olmasıdır. Başka bir deyişle, saygınlığını tehdit eden zaafı, güvenilir sayılan tanılarının geçerli olmayabilecekleri kuşkusunun ortadan kalkmayışıdır.