26.01.2012

Sinek ısırıklarının...

Cemil, cesaretin, hakikatin şiirde ve ancak şiirde olduğunu biliyor. Bundan ötürü, (1) şiirine şiir demiyor, (2) yanılıp da şiir demiş olduklarını saklıyor, (3) şiire ilerliyor, daha doğrusu, şiire yolculukla yetiniyor.
Yazmasa çıldırmaz, kesinlikle çıldırmaz, ama daha fena sıkılır. Utanarak, sıkıldığından, ve utana sıkıla yazıyor.
Yazıya hayat karşısında ayrıcalık tanımaktan kaçınan katı sıkı ahlak, her satırda: Okurken yeni kitabı aldığımdan okuduğumdan sevdiğimden, başka birçok şeyden mahcup oldum.
Yazara bizzat bildireyim isterdim ki: Anlatının hayat gibi sıradan olduğunu biliyorum; mümkünse yazmamak gerektiğini, insanın ancak -çıldırma ya da sıkılma tehlikesiyle karşılaşıp da- mecbur kalırsa sıradanlığını yazının içinde teslim etmek şartıyla yazabileceğini de biliyorum. Şimdi, izin verir misiniz, (1) son yazdığınızın şiirimsiliğine, kardeşçilliğine kapılmayacağıma söz verirsem kitabınızı ikinci oturuşta bitirebilir miyim? (2) teşhirciliğe karşı ahkam kestiğim teşhir defterimde, sıradanlığımızın altını çizmek ve yazı ahlakını gözetmek kaydıyla, son kitabınızdan kısaca, 5 ila 500 satırla mesela, söz edebilir miyim?

"Bütün gün bir köşede kımıldamadan uyur. Uyansın isteriz, ama yazık değil mi, uyusun isteriz."
İşte bunun için en azından, minnetarım çünkü, ... derken artık ayıp olduğunu fark ediyoruz ve ... sust..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder