16.12.2011

"Şizofreni" 100 yaşında



Psikoz, sağduyuya aykırılığı aşikâr olan düşünce ya da tuhaf - uygunsuz davranış ile kolayca tanınan bilinen insan hallerinden biri. Gündelik dildeki en uygun karşılığı, delilik. Bu sözcüğün hor görme imasıyla kullanıldığı olur ama, delilikten, buradaki gibi, olumlu - olumsuz bir anlam - değer yüklemeksizin söz edilebilir. Hatta biz sadece karmaşıklığı azaltmak için bile “psikoz”u resmi hastalık adlarına tercih ediyoruz. Çünkü zaten olgunun tanımı kısmen toplumsal normlara bağlı; üstelik, inceleyenin karşısına gelinceye kadarki hikâyesine başka birçok kişinin, kurumun yorumu açıklaması eklenmiş oluyor. Davranışa, bilişe, duyguya bakan iş kollarını (tıp gibi), bilimleri (fizyoloji ya da nöropsikoloji gibi), bilimsel-sistematik çalışmaları (sosyal psikoloji gibi) en çok zorlayan etmenlerden biri, konu edindiği olguların hemen hepsinin çok etmenli ve karmaşık olması. Biz de, tanımı kültüre ve bakan kişiye göre değişen hastalıkları değil, düşünce duygu davranış boyutlarını incelemeyi, yani soruları küçültmeyi istiyoruz. Böyle çalışmak, bilimsel yönteme yakın kalmamıza izin veriyor.


Soruyu küçültmekle araştırma yöntemindeki sorunlar aşılabilseydi, şimdi daha çok şey biliyor olurduk. Elbette öyle olmuyor; çünkü bilimin koşulu sayılan nesnelliği sağlamak adına yorumdan ve sentezden uzak durmak, öznel yaşantı yorumuna kalkışmamak, davranış-biliş-duygudaki anormallik ya da ıstırabı açıkça görülenle ve ölçülebilenle sınırlı tutmak, açıklayabildiğimiz kısmın da küçülmesine razı olmak demek: Olgunun karmaşıklığını görmezden gelmek.


Peki tekrar yapmaya çalışmayı vaat ederek bozsak?


Şizofreni adı tam 100 yüz yaşında. Eugen Bleuler 1911’de Emil Kraepelin’in erken bunama tanımında değişiklik önerirken koyduğu yeni ad aslında “şizofreni” değil “şizofreniler grubu” idi. Birçok araştırmanın adında şizofreni geçse de, araştırmacıların çoğu tek bir hastalığı değil bir belirtiler kümesini incelediğini biliyor.
“Şizofreninin nedenleri” iyi bir çıkış noktası değil, çünkü şizofreni denen kavram tek ve geçerli değil. Merak edilen, şizofreni denen olgular kümesinin bileşenlerinin oluşumu. Bünye mi çevre mi?, genler mi yaşam koşulları mı? gibi sorulara değil gen-çevre etkileşiminin etkisine ilişkin ayrıntılara cevap arıyoruz:

Avrupa Şizofrenide Gen-Çevre Etkileşimi Araştırmaları Ulusal Ağlar Ağı (EU-GEI)

ww.eu-gei.info.tr

www.eu-gei.eu

Genetik araştırmadaki hızlanmanın en olumlu sonuçlarından biri, yaşam bilimleriyle sosyal bilimlerin işbirliği yapmasına olanak tanıması oldu. Aşağıda şizofreni araştırmalarının tarihini özetlediğim şekilllerdeki kavramların çeşitliliğine bakınca, işbirliğinin ve ortak lisan bulmanın vazgeçilmez olduğu anlaşılıyor.


Bozmadan açıklama bulunamayacağı belli; yani önce “şizofreni vardır ve birdir” demekten vazgeçmek lazım. Tekrar yapılan nasıl bir ... şey olacak, bilmem.



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder