5.11.2011

Çiğ ışıktan önce: Novalis ile Sterne

Novalis, gündelik - sıradan meseleler arasında hakikatin (dolayısıyla şiirin) sınırında, yakınında duranlardan (siyaset, sağlık, mühendislik, kadın-erkek ilişkileri vs.) kaçış olmadığını teslim etmiş: Çalışkan dahi.

Ardılı sayılan (sınırı sayıldığı) çiğ ışık, hızlı çalışmayı, sağlam akıl yürütmeyi, vaktin naktin önemini vaaz eden aydınlık biraz daha erken çöküp tüberkülozunu da temizleseymiş keşke: Otuzunu görememiş ... çocuk.

Aydınlık -ve mümin- bir bilimsel toplantıdayım birkaç gündür. Teneffüslerde Tristram Shandy'yle zihnimi açıyorum. Laurence Sterne'ün zihnini-lisanını resimli not defterine benzetmiş biri; şimdi gördüm. Tam da güzel teşbih olmuş, yakışmış.

Sonra baktım, evet işte, Novalis'in çağdaşı tabii ki, 18. yüzyılın sonu. Stern'ün ölümü de ince hastalıktan.

- Novalis'in Romantik Parçalar'ı (Fragmanlar'ı)

- Stern'ün muzip karalama-resim defteri zihni... ciddiyetle ve disiplinle sürdürdüğü nüktecilik ve parlak uçuşmaları

aklıma kimi getirse beğeniriz?

Terzi yazarı, Sahibinin Sesi'ni çıkaranı. O da kumaşları kâğıtları kesip kesip...

Yazdıklarının bende etki bırakmamış olması, erken okumaktandı herhalde; "ısınamadım," demişliğim vardır; mahcup oldum. Tristram Shandy'den sonra sıra Sevim Burak'ta.

Sıkıcı - sası olanları çoğunlukta olsa da, emek ürünü bilim yazılarının -Novalis'in deyişiyle "hayata değen" konularda yazılmış yazıların- yeri ayrı; onları okuyup yazmaya devam. Üstelik yaşam bilimleri, uzunca bir süre daha, pahalı, büyülü kalır; seri üretime geçip hayatın en sıradan sıkıcı gerçekleri arasına karışmadan durur. Tam sınırda: "... at the margin of life" (Novalis)

Bu Aydınlanma memleketinde bunları yaptım işte; şafak ile çiğ gözyakan arasında bir yerde, kendime uygun bir ışık ayarı tutturdum.